Sorular

/

Sosyal Bilimler

/

Tarih

nasreddin tusi nin yaşadığı coğrafya?

2 2    değerlendirin
 
Cevaplar :
misafir
alim
1 ay önce
misafir
alim
1 yıl önce
misafir
alim
2 yıl önce
misafir
alim

Nasirüddin Tusi 13. yüzyılda yetişen ünlü müslüman bilim adamı. İsmi, Muhammed bin Muhammed bin Hasan olup, künyesi Ebû Câfer; lakabı Nâsirüddîn’dir. 1201 senesi Şubatında Horasan bölgesindeki Tûs şehrinde doğdu. Küçük yaşta ilim öğrenmeye başladı. Kemâleddîn bin Yûnus Mûsulî, Muînüddîn Sâlim bin Betrân-ı Mısrî’den ve İbn-i Sînâ’nın talebelerinden Behmen Yâr’dan ve diğer meşhur bilginlerden ilim ve fen öğrendi. İlminin çokluğuna rağmen, Eshâb-ı kirâm düşmanlarının sapık fikirlerine kanarak, Şiîlik yoluna saplandı. Şöhreti her tarafa yayılınca, Moğol Hükümdârı Hülâgu tarafından vezir tâyin edilip, onun tavsiyelerine göre işlerini yürüttü. Hülâgu’nun Bağdat’ı yakıp yıkmasına ve yüz binlerce Müslümanın öldürülmesine sebep olanlardan biri oldu. Hülâgu’nun desteğiyle Meraga’da kütüphâne ve rasathâne kurdu. Nâsirüddîn Tûsî, ömrünün sonuna kadar bu rasathânede çalıştı. 1274 senesinde gittiği Bağdat’ta hastalanarak haziran ayında öldü.

Nâsirüddîn Tûsî, rasathâneyi kurduktan sonra, çeşitli İslâm memleketlerinde tanınmış ilim adamlarını burada topladı. Ayrıca rasathânenin yanında büyük bir kütüphâne yaptırdı. Bağdat, Dımeşk ve diğer şehirlerden birçok kitabı buraya getirtti. Kütüphânedeki kitapların sayısı dört yüz bine ulaşmıştı.

Tûsî, trigonometriyi astronominin bir dalı olmaktan çıkararak, başlı başına bir ilim hâline getirdi ve bu husûsta bir eser yazdı. Geometride söz sâhibi olan Tûsî’den sonra gelenler, onun nazariyeleri ve görüşleri üzerine fazla bir şey ilâve edemediler. Sinüs cedvellerinin yeni hesaplama metodlarını bulan Ebü’l-Vefâ’nın ulaştığı noktaya, Avrupa asırlar sonra ulaşabildi. Ebü’l-Vefâ’nın ulaştığı bu yüksek noktayı daha da geliştiren Nâsirüddîn Tûsî oldu.

Nâsirüddîn Tûsî, çeşitli ilim dallarına âit bir çok eser yazdı. Eserlerin sayısının altmış dörde ulaştığını kaynaklar bildirmektedir. Bunların bâzıları şunlardır:

1. Ez-Zîc-ül-İlhânî: Bu eseri Hülâgu’nun isteği üzerine on iki senede hazırlamıştır. Aslı Farsça olan eser dört ciltten meydana gelmektedir. Birinci ciltte, Çin, Yunan, Arap ve Fars takvimleri; ikinci ciltte gezegenlerin hareketi; üçüncü ciltte ise yıldız hareketleri îzâh edilmektedir.

Eser, önce Şihâbüddîn Halebî, sonra da 1527 senesinde Ali bin Rifâî tarafından Hall-uz-Zîc adıyla Arapçaya çevrilmiştir.

Saygılarımla Oğuzhan :)

2 yıl önce
oylesinebirkisi
meraklı
3 yıl önce
misafir
alim

asirüddin Tusi 13. yüzyılda yetişen ünlü müslüman bilim adamı. İsmi, Muhammed bin Muhammed bin Hasan olup, künyesi Ebû Câfer; lakabı Nâsirüddîn’dir. 1201 senesi Şubatında Horasan bölgesindeki Tûs şehrinde doğdu. Küçük yaşta ilim öğrenmeye başladı. Kemâleddîn bin Yûnus Mûsulî, Muînüddîn Sâlim bin Betrân-ı Mısrî’den ve İbn-i Sînâ’nın talebelerinden Behmen Yâr’dan ve diğer meşhur bilginlerden ilim ve fen öğrendi. İlminin çokluğuna rağmen, Eshâb-ı kirâm düşmanlarının sapık fikirlerine kanarak, Şiîlik yoluna saplandı. Şöhreti her tarafa yayılınca, Moğol Hükümdârı Hülâgu tarafından vezir tâyin edilip, onun tavsiyelerine göre işlerini yürüttü. Hülâgu’nun Bağdat’ı yakıp yıkmasına ve yüz binlerce Müslümanın öldürülmesine sebep olanlardan biri oldu. Hülâgu’nun desteğiyle Meraga’da kütüphâne ve rasathâne kurdu. Nâsirüddîn Tûsî, ömrünün sonuna kadar bu rasathânede çalıştı. 1274 senesinde gittiği Bağdat’ta hastalanarak haziran ayında öldü.

Nâsirüddîn Tûsî, rasathâneyi kurduktan sonra, çeşitli İslâm memleketlerinde tanınmış ilim adamlarını burada topladı. Ayrıca rasathânenin yanında büyük bir kütüphâne yaptırdı. Bağdat, Dımeşk ve diğer şehirlerden birçok kitabı buraya getirtti. Kütüphânedeki kitapların sayısı dört yüz bine ulaşmıştı.

Tûsî, trigonometriyi astronominin bir dalı olmaktan çıkararak, başlı başına bir ilim hâline getirdi ve bu husûsta bir eser yazdı. Geometride söz sâhibi olan Tûsî’den sonra gelenler, onun nazariyeleri ve görüşleri üzerine fazla bir şey ilâve edemediler. Sinüs cedvellerinin yeni hesaplama metodlarını bulan Ebü’l-Vefâ’nın ulaştığı noktaya, Avrupa asırlar sonra ulaşabildi. Ebü’l-Vefâ’nın ulaştığı bu yüksek noktayı daha da geliştiren Nâsirüddîn Tûsî oldu.

Nâsirüddîn Tûsî, çeşitli ilim dallarına âit bir çok eser yazdı. Eserlerin sayısının altmış dörde ulaştığını kaynaklar bildirmektedir. Bunların bâzıları şunlardır:

1. Ez-Zîc-ül-İlhânî: Bu eseri Hülâgu’nun isteği üzerine on iki senede hazırlamıştır. Aslı Farsça olan eser dört ciltten meydana gelmektedir. Birinci ciltte, Çin, Yunan, Arap ve Fars takvimleri; ikinci ciltte gezegenlerin hareketi; üçüncü ciltte ise yıldız hareketleri îzâh edilmektedir.

Eser, önce Şihâbüddîn Halebî, sonra da 1527 senesinde Ali bin Rifâî tarafından Hall-uz-Zîc adıyla Arapçaya çevrilmiştir. [(adım beyza bu arada)] :):) :):):)

3 yıl önce
tfcssa
ordinaryüs

Nasureddin Tusi, 1201 ile 1274 yıllarında yaşamış islam filozofu ve bilim adamıdır. Sözkonusu dönem, Moğol istilası sebebiyle Bağdad'da, bir yandan karanlık bir dönem bir yandan da önemli düşünce okullarının kurulduğu ve İslam bilim kurumlarının açıldığı bir dönem oldu. Nasîrüddin Tûsî'de bu dönemde yetişmiş Şiî dünyasının tanınmış bir bilgesi olmuştur.

Yaşamı
Nasîrüddin Tûsî, babasının ve dayısının etkisiyle erken yaşlardan itibaren kelâm, felsefe ve matematik ile ilgilenmeye başladı. Felsefi gelişmesinin belirli bir evresinde İbn-i Sina'nın İşârât'ını okudu ve uzun yıllar bu metinle uğraştı. Bu uğraşmaların ardından en önemli eserlerinden biri sayılan "Şerh-i İşârât"ı kaleme aldı.
Kemalûddin Hâsip'ten matemetiği ve Burhanüddin Hamedanî'den hadisleri öğrendi. Pek çok bilgi dalıyla ilgilendi ve derinleşmeye çalıştı; Allâme Hillî, Kutbüddin Şirvanî gibi tanınmış bilginler yetiştirdi. İsmaili mezhebinden ve edebiyat, tasavvuf ve felsefe ilgilisi Nasîrüddin Ebu'l-Feth b. Mansûr'nin meclisinde yer aldı. Abbasi halifesi El-Mûtasım'ı öven bir kaside yazdıktan sonra araları açıldı ve sürgüne gönderildi.
Hassan Sabah'ın yedinci halefi Khudavend Alaüddin aracılığıyla Alamut kalesinde saklandı. Daha sonra, 1247'ye kadar, yarı tutuklu olarak Meymûn Daye kalesinde tutuldu. Moğolların kaleleri ele geçirmesiyle serbest kaldı. Moğol hükümdarı Hülâgu'nun müşaviri olarak görev aldı ve bütün bilimsel ve felsefi çalışmalarında ondan destek gördü. Ünlü Marâgâ Rasathanesi'ni bu sırada kurdu ve bu kurum en büyük İslam bilim kurumlarından biri olarak yer aldı. Rasathanenin yanında büyük bir kütüphane kurulması da gerçekleştirildi. Bu kütüphanede dört yüz bin kitabın toplandığı sanılmaktadır. Hûlagü Han bir yandan Bağdad'ı yakıp yıkarken diğer yandan da orada yeniden bilim kurumlarının kurulmasına çalışıyordu. Daha sonraki hükümdar Abaka Han tarafından da destek gören Nasîrüddin Tûsî, yaşlılığında bu destek sayesinde önemli eserlerini üretti.

3 yıl önce

Dükkandaki Ürünler


Tüm Ürünler

Sosyal Bilimler kategorisindeki diğer sorular

 

Cevap Sayısı : 1
misafir - 12 saat önce
Cevap Sayısı : 1
misafir - 13 saat önce



İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Site Haritası

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir